Sineması ile,
medyası ile, inter-neti ile iletişimin böylesine yaygınlaştığı, teknolojinin
her yere yayıldığı, sivil toplum örgütlenmelerinin ağ gibi insanı sarmaya
başladığı dünyamız ve bu dünyada yaşayan için yaşam on yıl öncesine göre çok,
elli yıl öncesine kadar daha çok, yüz yıl öncesine göre daha daha çok
karmaşıklaşmıştır. Ve bu karmaşıklık gün geçtikçe büyük bir hızla artmaktadır.
Böylesine karmaşıklaşan bir dünyada insani davranışları, özellikle duyarlı
insani davranışları anlamada, bunlarla ortaya çıkan bireysel veya bunların
neden olduğu toplumsal hareketlenmelerinin veya kültür ve sanat değişimlerinin
dinamiğinin yapısını ortaya koymada ilerleme paradigmalarının ve küçükleri
ihmal eden, bileşenci, normalleştirici, düzenli çözümler geliştirme ve düzenli
yapıları ortaya çıkartma adına düzensizliği oluşturan unsurları yok sayan
modern doğa bilimleri ile geliştirilmiş bilgi teorilerinin ve modernitenin hala
yetkili olduğunu söylemek mümkün değildir. (Bu söyleşimizin daha önceki
sayılarda yayınlanan kısımlarında
genişçe ele alınmıştı.) Bunların hala yetkili olduğunu söyleyenlerden biri de,
her ne kadar modernite taraftarları ona post-modern diye saldırsa da,
Fukuyama’dır. Fukuyama modern doğa bilimleri ile geliştirilmiş bilgi
teorilerinin ve modernitenin insanlık tarihine yön verdiğini söyleyerek, yeni
dünya düzeni kuramını ortaya atmaktadır. Bunun da insanlık tarihinin sonu
olduğunu söylemektedir.
Tanımladığımız
karmaşıklık paradigması (Eski sayılarda karmaşıklık tanımı vermiştik.) ilerleme ve modernite paradigmalarından
bağımsızdır. (Karmaşıklık paradigması her ne kadar modernite paradigmalardan
bağımsız ise de son yıllarda post-modern söylem olarak değerlendirilen
metinlerde ortaya atılan antropolojik kültür paradigması, oryantalist paradigma
gibi paradigmalardan farklı yapıdadır. Karmaşıklık paradigması doğada karşımıza
çıkan ve fiziksel ve kimyasal olaylardaki karmaşıklık özelliklerinden
geliştirilmiştir.) Bu neden ile karmaşıklık paradigması ilerleme ve modernite
paradigmaları ile geliştirilmiş ve standartlaştırılmış olan bilgi
teorilerinin dayatması altında
değildir. Her boyuttaki yeni dinamiklerin oluşmasını sağlamış olan duyarlı
insani davranışların düzenli veya düzensiz olduğu ve sistem dışında veya içinde
yer aldığı hakkında bağımsız ip uçları
verir. Bu ip uçları bize ilerleme ve modernite paradigmaları ile oluşturulmuş
sistemlerden özgürleşme ve bunların iktidarlarına karşı çıkma yollarını gösterir. “Sonculuk” fenomencilerinin dediklerinin
aksine yeni teoriler yapmamızı, yeni
felsefeler ortaya koymamızı, yeni ideolojiler geliştirmemizi, ütopyalar
sonrasına gitmemizi sağlar, yeni kültür ve sanat dönüşümleri ve metaforları
başlatır, Fukuyamaya inat bize yeni mitolojiler yazdırır.
Karmaşıklı
paradigması duyarlı düzensiz insani davranışlar dinamiğinin sisteme karşı bu yeni oluşumlarda ve iktidarlara karşı
özgürleşmede ne kadar önemli olduğunu bize söyler. Küresel kapitalizmin silahlı
güçlerinin bugün Batı uygarlığı iktidar/bilgi sınırlarının dışında kalabilmiş
kültürlerin yaşamını sürdürebildiği Ortadoğu’da, Mezopotamya’da bulunmasının, gelecekte İran’da olmak istemesinin
temel nedeni budur.
Sistemden ( Burada
sistem olarak, birey üzerindeki otoriteler, toplum üzerindeki hegemonyalar,
kültür ve sanatta iktidar olan kendi başlarına düzenekler düşüne bilinir. Veya
bunların hepsine hükmedebilen modernite sistemi, batı uygarlığı iktidarı
elindeki modernitenin genişleme sınırı olan küreselleşme gibi) bağımsız olmayan
ve sistemde yeni dönüşümler sağlamayan ve sistemin iktidarına karşı
özgürleşmeye neden olamayan, aksine sistemin güçlenmesini sağlayan, bugün adına
sürdürebilir hareket denen ve küreselleşmeye sebep olan duyarlı insani
davranışlar düzenli olan insani davranışlardır. Düzenli insani davranışlar
sistem tarafından simülasyon mekanizmaları ile üretilmiş veya kendiliğinden
ortaya çıkıp sistem tarafından normalleştirilmiş ürünlerdir. Bunlar sistemin
içindedir, bunlar karmaşıklaşan dünyada sisteme karşı özgürleşme, yenilenme ve
dönüşümler oluşturamazlar, ve sisteme karşı hareketlenemezler. Bu düzenli
hareketlerin incelenmesi bizim ilgimiz dışında kalmaktadır.
Küçük ölçekte ve
yerel bir örnek vermek istersek,
örneğin bugünlerde iletişim teknolojisi ile Türkiye’de toplumun önemli bir
kısmına ulaşan düzensiz duyarlı
davranışlarda bulunan ve düzensiz duyarlı düşüncelere sahip olan Yıldız Tibe’ye
duyulan ilgi bundandır. Bu karmaşık
dinamik onunla ilgilenen insanlarda kendiliğinden farklı bileşenlerde
dönüşümlere ve kendiliğinden simülasyonlara neden olmaktadır. Bunların vereceği
ürün sistem tarafından üretilmiş veya kontrol altına alınmış ve sistemin her
insan için geçerli kılmak için dayattığı düzenli ve sürdürebilir değişimlere
yabancıdır ve modernite için kusurlu, defolu ürünlerdir. Bunların etkileri
ilerleme paradigmalarından bağımsız ve her insana göre değişik olacaktır ve bu
etkilerden oluşacak tepkiler arasında
organizasyon ve bilgi alış verişi yoktur.
Bunların nasıl ve ne zaman olacağı da önceden öngörülemez.
Biz karmaşıklık
paradigması ile düzensiz duyarlı insani davranışların neden olabileceği bireysel, toplumsal veya kültür ve sanat
hareketlenmelerinin dinamiği anlamaya çalışıyoruz. Böylece karmaşıklık
paradigması bir duyarlı düzensiz insani davranışın sistem içi ve dışı olduğuna
karar vermemizde bize yardımcı olmuş oluyor. Bu saptama iki durumda olabilir.
Birincisi; bireyde, bir insan topluluğunda, sanatta, müzikte, modada, bir
ülkede, dünyanın bir bölgesinde veya tüm dünyada ortaya çıkan bir karmaşıklık
birden fazla çekicinin etrafında gidip gelen gelişi güzel hareketler
olabilirler Bu bir kaotik harekettir ve bu durumda sistem kaos kuramını devreye
sokacaktır. Bunun için sistem simülasyon programları geliştirir ve bunların
mekanizmaları (bu mekanizmaları daha önce anlatmıştık) ile bu hareketlenmelerin
hangi çekicide son bulabileceğini, yani nasıl bir ürün (burada ürünü
Baudrillard’ın “simülakr” terimine karşılık kullanıyoruz. Bazıları Türkçe’de
“simülakr için “taklit” terimini kullanmaktadır. Bu bana göre yanlıştır.
“Simülakr” simülasyon sonunda kendiliğinden sanal bir ürün olarak ortaya çıkar
ve tekrarlandıkça gerçek üstü olan bir ürüne dönüşür. Örneğin Türkiye’de
yapılan bilim bir “taklit” değildir. Bir simülasyon ürünü olan gerçek üstü
“bilimmiş gibi bilimdir”) verebileceğini öngörebilir. Eğer bu ürünler sistemi
canlı tutacak veya güçlendirecek özellikte ise kaosu kendi simülasyonuna
bırakır. Eğer ortaya çıkabilecek ürünün sistemi değiştirme veya sistemin
iktidarına son verme tehlikesi
varsa sistem hareketlenmeye müdahale
eder. Ya kurgular yaparak istemediği çekicinin üstünü örter ya da doğrudan
olaya müdahale ederek kaotik hareketin istediği gibi sonlanmasını ve ürün
vermesini çalışır. Bu bir çeşit kaos kontrol tekniğidir. Yani ortaya çıkan bu
tip karmaşıklıktan istedikleri ürünü almak isteyeceklerdir. Ortaya çıkan ürün
Kendilerinin işine geliyorsa sahip çıkacaklar, Ötekilerin işine geliyorsa imha
edecekler. Bu oluşum karmaşıklık paradigması ile her boyutta ve her zaman
aralığında geçerlidir. Sokaktaki köpeğe karşı olan insan iktidarından, sistemin
dışında kendine farklı bir dünya kurmuş olan bir insanı hazmedemeyen sistemin
maganda çete iktidarına kadar. Onun evrensel olmadığını ifade edebilecek her
oluşumu yok etmek isteyen modernite
donanımlı Batı uygarlığı iktidarından, insanın içme suyuna kadar göz koymuş
küreselleşme iktidarına kadar. Bu
karmaşıklık süreci bir iki saatlik bir oluşumda olabilir, yıllar sürecek bir
oluşumda.
Eğer düzensiz
duyarlı bir insani davranışla ortaya çıkan karmaşıklıkta çekiciler yoksa sistem
zor durumdadır demektir. Bu karmaşıklığın nasıl bir ürün (simülakr) ile ve ne
zaman sonuçlanacağını sistemin
iktidarları öngöremez. Ortaya çıkan bu karmaşıklıkta her şey diğer şeylerden
etkilenir. Ama bu etkilenmeleri fark edemezler, Her şey her şeyle bir birinin
farkında olmaksızın organize olabilir. Her şey her şeyle bilgi alış verişi
içindedir. Bu özelliklere sahip bir karmaşıklıkta modernitenin ilerleme ve
Newtonsal paradigmalarının ve kuvantum yapılanmalarının bir anlamı yoktur. Her
şey uç verebilir. Karmaşa öngöremeyeceğimiz bir uç vererek sona erer, bu
uçlarda görecelidir. Karmaşıklığın sona erip ermemesi herkese göre değişebilir
veya yeni bir yapı oluşturarak sürer. Burada kaos kontrol tekniğini uygulayamazlar.
Çünkü bu özelliğe sahip karmaşıklık kaostan bağımsızdır. İşte karmaşıklık
paradigması bu tip karmaşıklıkları
oluşturabilecek düzensiz duyarlı insani davranışları ortaya çıkarmada
bize ip uçları verir, kendiliğinden ortaya çıkmış olanlarını tanımamızda ve
onları keşfetmemizde bize yardımcı olur.
Bu tip karmaşıklık
durumlarında sistem dışı davranışlar, sistemden özgürleşmeler, yeni dönüşümler,
metaforlar oluşması yanında sistemlerin
gerçek yüzü de ortaya çıkar. İktidarlarını kaybetmemek için ve sisteme karşı
özgürleşmelere engel olabilmek için güç kullanmak dışında yapabilecekleri bir
şey yoktur. Bu tip karmaşıklıklar ancak modernite donanımlı iktidarların sonu
olabilir. Bu karmaşıklıklarla modernitenin tutsaklığından kurtulabilinir.
Küresel kapitalist iktidar yıkılır.
Sonlarını
engellemek için iktidarlar, örneğin küreselleşeme boyutunda söylemek istersek;
ellerindeki teknolojileri kullanarak, medyayı kullanarak, silahlarını
kullanarak simülasyon mekanizmaları ile çekici noktalar oluşturmaya çalışacaklardır.
Duyarlı düzensiz insani davranışlarla ortaya kendiliğinden çıkabilecek bu
tehlikelere karşı önceden bir önlem olarak sanal çekiciler ortaya koyacaklardır. İşte Batı uygarlığı
dışında kalan ötekiler için “kültürel boyutta” sanal medeniyet savaşları,
kültür savaşları. Kendileri için gerçek üstü Disneylandlar, “görsel boyutta”
Matrix filmleri. Tabi karmaşıklığın gideceği çekici kendilerinin kazanacağı,
ötekilerin kaybedeceği bir ürün olacak. Harwardlılar bunlara güvenerek yeni
dünya düzeni kuramını yapıyor. Huntington “medeniyetler çatışması” tezini
yazıyor, Fukuyama tarihin sonundan bahsediyor. Fukuyama modern doğa
bilimlerinin yönlendirdiği insanlık tarihinin küresel en geniş uygarlık
açılımına yeni dünya düzeni dengesinde erişeceğini söylerken, modernite
donanımlı Batı uygarlığı küresel kapitalist iktidarının ortaya çıkabilecek bu
tip karmaşıkların, “11 Eylül ikiz kuleler komplosuyla” bir ara paniklemiş olsa
da, üstünden gelebileceğine güveni tam
olmalı.