“Fukuyama’ya İnat
Yeni Mitolojiler”
ÖH : Duyarlı düzensiz insani davranışların
özgürleşmede önemli olduğunu, ayrıca bunların Batı uygarlığının yeni dünya
düzeni iktidarına gidebilmek için geliştirdiği gerçeklerle gerçek-üstü arasında
gidip gelen simülasyon dinamiklerini
bozacağını söylüyorsunuz. Modelinizde karmaşık kavramını düzensiz insani
hareketlerin dinamiğini anlamada bir paradigma olarak koymaya çalışıyorsunuz.
Batının düzenli gidip gelen simülasyon programlarını da kendileri ve ötekileri
için geliştirdiği sanal kurgular olarak ikiye ayırıyorsunuz. Bu gidip gelmeler
Nietzsche felsefesinde de vardı., 41 yaşındayken veremden ölen Kafka’nın kendi
öz yaşamında vardı, varlıkla hiçlik arasında gidip gelen nihilist felsefede var. Ölümle ölümsüzlük arasında gidip gelen Sartre da vardı.
GA : Bunlar hep
modernite içinde kalmış gidip gelmelerdir, modern doğa bilimlerinin tarihi
yönlendirmesine karşı çıkamamış var
olma arayışlarıdır. Örneğin Nietzsche bu gidip gelmelerde bilinmesi gerekmeyen
bir şeylerin değiştiğini söyler. Bu gizem tekrarlanmaya engel değildir. Yaşam
ancak bu gidip gelmelerle sonsuza kadar sürebilir ama tekrarlanmanın iktidarı
kaçınılmazdır. Sizi bir gün kendisine köle yapar. Prag’ın tepelerindeki
çamlıktan Şato’ya inen Kafka’nın insanlığın nasıl insanlıktan çıkacağı üzerine
öngörmeleri bir böceğe dönüşümde saklıydı. Sartre’nın ise dilindeydi ölüm ile
ölümsüzlük arasındaki gidip gelmeler. Onun için, bu düşünceler her ne kadar
anarşist görünümlü olsalar da hiper-gerçek iktidarlara karşı bir değişimi, yani
insanlığı Batı uygarlığı hegemonyasından kurtaracak bir devrimi ortaya
koyamamışlardır. Çünkü bu gidip gelmelerin dinamiği modernite tarafından
kendiliğinden normalize edilirler. Foucault bu düşüncelerin ucudur ama açık ucu
olması mümkün değildir. Bilginin arkeolojisini yaparak okulculukla yüz
yüzecelik arasında gidip gelmeyi önermiştir. Son yüz yılda Batı uygarlığı
içinde kırılmaları, kopmaları, değişmeyi ve dönüşümü de barındıra bilen bu
gidip gelmeler dinamikleri üzerinde yaşamaya, ayakta kalmaya çalışmıştır. Şimdi
de bunları elindeki iletişim teknolojisi kullanarak simülasyon programları ve
kurgular ile küresel yapıda yapmaya çalışmaktadırlar. Modern olanlarla vahşi
olanlar arasında Ötekiler için kurguladıkları sanal medeniyetler savaşı.
Kendileri için ise sanal ötesi hiper gerçek Matrix filmleri. Bu gidip gelmeler Matr,ixde olduğu gibi çok
periyotlu da olabilirler. 11 Eylül ikiz kuleler olayında olduğu gibi Kaotikte
görünümlü de olabilir. Bu bizi şaşırtmalı. Bunlar gerçekte normalize
edilmişlerdir ve kontrol altındadırlar.
ÖH : Yani düzensiz dinamiklerde bu gidip
gelmeler yoktur. Bu yüzden normalize edilemezler.
GA : Evet. Aynı
zamanda toplumun bu hareketlere duyarlı olması gerek.
ÖH : Siz
Londra’da yapılan savaş karşıtı
yürüyüşü Londra entelejansına, yani Batı uygarlığına nefes veren bir gidip gelme, yani normalize bir hareket
olarak görüyorsunuz.
GA : Küreselleşmeye
karşı basit yapılı fakat insanlığın duyarlı olabileceği normalize edilemez bir
düzensiz hareket yüz binlerce insanın Londra’da yürümesinden daha önemli
olabilir.
ÖH : İnsanlığın
duyarlı olabileceği bu düzensiz hareketler bireysel hareketlerde olabilirler,
otonom hareketlerde olabilirler diyorsunuz. Foça’daki kaybolan Foça Karası
Üzümünü yeniden yaşama döndürme
çabalarında olan Foça Karası grubuna çok önem veriyorsunuz, bu çabaları
bir nostalji olarak görmüyor musunuz?
GA : Bu tip
çabalara “Fukuyama’ya İnat Yeni Mitolojiler” diyorum. Foça
Karası Homeros’un Odysseia destanındaki altın postun bir arayışıdır. Burada altın post yeniden özgürleşmedir. Bu
Foça Karası yolculuğunun bizleri nerelere çıkartıp çıkartamayacağını kimse
öngöremez. Tabi buradaki Fukuyama bir semboldür. Fukuyama iktidarda olabilir,
sistemde olabilir, sokağınızı haraca bağlayan bir çetede olabilir. Mitoloji ise Foça Karası yanından
sokağınızda kendince yaşayan bir sokak köpeği de olabilir.
ÖH : O zaman
geçenlerde Beyoğlu’nda açtığımız takas pazarımızda küresel kapitalist sisteme
inat bir yeni mitoloji.
GA : Evet.