TRIESTE’Lİ  PROFESÖR  ASIM  BARUT (1924 – 1994) (*)

 

 

K. Gediz Akdeniz

 

 

 

        Prof. Dr. Asım Orhan Barut (Asım Hoca) (**), fiziğe önemli katkıları yanında, gerçek bir bilim misyoneri idi. Bilimi dünyanın her köşesine ulaştırmak için koşturup durdu. Bu çabaları doğduğu ülkede daha yoğundu; Türkiye’de fizik araştırmalarının zenginleşmesi ve yaygınlaşması için büyük emek verdi.

         Asım Hoca, bilim yaşamının önemli bir bölümünü Trieste’deki Abdus Salam Uluslar arası Teorik Fizik Merkezi’ nde ( www.ictp.it ) geçirdi. Asım Hoca’ nın bilim yaşamının bu Trieste’ li Profesör Barut  bölümlerinde, dünya görüşünün derinliği, temel bilimlere olan önyargısız inancı daha berrak görülür. Bu eksende, Batı’ nın “Bilgi Çağı” dayatması altındaki güney ülkeleri bilim toplumlarının ve özellikle Türk fizik toplumunun bugünkü konumunun kendiliğinden bir değerlendirmesini de bulabiliriz.  

        

 

          ICTP Kurulurken

 

          1964’ ün Sonbaharı, Trieste: Dünyanın önemli fizikçileri, Joly Oteli’ nin eski limana bakan salonunda ICTP’nin kuruluşunu kutluyorlar. ICTP’ nin kurulması için 1960 yılından beri büyük bir uğraş vermiş olan Direktörü Prof. Abdus Salam (***), ellerini bol siyah pantolonunun cebine sokmuş, kürsüde açılış konuşması yapıyor. Bu 40 yaşlarında Pakistanlı mutluluk içinde şunları söylüyor: “Bu araştırma merkezi gelişmekte olan ülkelerde bilimin gelişmesini engelleyen bariyerleri kıracaktır. 3. Dünya ülkelerinin fizikçileri bilimdeki gelişmeleri artık ülkelerinden kopmadan takip edebilecekleridir. Bilime katkıda bulunabileceklerdir. İlkelerinden kopmayan bu güneyli gençler ülkelerinin aydınlanmasına ve fakirlikten kurtulmasına önderlik yapacaklardır.”

 

           ICTP’nin önemini kavramış ve kurulması için daima destek vermiş arkadaşları onu dikkatlice dinliyorlar. ICTP’nin Trieste’ de kurulması için büyük bir mücadele vermiş sakallı; Triesteli Prof. Budinich ve hippi görünümlü uzun sarı saçlı, Norveçli Prof. Fronsdal ‘da dinleyiciler arasında. Bunların yanında oturan kumral, orta boylu, yüzücü görünümlü yakışıklı bir fizikçinin açık renk gözleri oynadığı ellerine dalıp gitmiş. ABD Colorado Üniversitesi’ nde iki yıldır çalışan bu fizik profesörü büyük bir olasılıkla şunları düşünüyor:

 

“ICTP’ nin kurulması için verilen çabalar boşa gitmedi. Bu merkezin veya benzer bir uluslar arası araştırma merkezinin Türkiye’ de kurulmasını çok arzu etmiştim ama olmadı. Olsun Trieste çok uzakta değil, ayrıca Abdus Salam’ la birbirimizi çok iyi anlıyoruz, aynı kuşaktanız. O Pakistan’ın fakir bir kasabasından, ben Anadolu’ nun Malatya’ sından. İkimiz de devlet bursu ile okumuşuz. İkinci Dünya Savaşı sırasında İsviçre’ de (ETH Zurich) okumak için ben Sirkeci’ den trene binerken, o da aynı yıllarda İngiltere’ de (Cambridge) okumak için Bombay’ dan buharlı bir gemiye binmiş. Abdus Salam Newton’un, Dirac’ ın üniversitesinde okudu, ben de Pauli’nin, Einstein’in üniversitesinde. İkimiz de fizikten kopmamak için ülkelerimizden koptuk. Salam’ ı yalnız bırakmamalıyım, ICTP’ nin başarılı olması için elimden geleni yapmalıyım. Bu merkezle fakir ülkelerin genç fizikçilerine ve özellikle ülkemizin fizikçilerine daha da yakın olacağım. Onlarla ICTP’ de bütünleşeceğim. Özellikle eğitimlerini batıda yapabilme şansları olmayan gençler için bu merkez bir pencere olacak.”

          

 

           ICTP’deki Odasının Kapısı Hiç Kapanmazdı

 

          Joly Oteli’ ndeki açılış konferansına katılanlar, parçacık fiziğinin S – Matris Teorisindeki son gelişmelerini ise bu konuların uzmanı Prof. Asım  Barut’ tan dinlediler. Ve Asım Hoca; o günden ölümüne kadar ICTP’den hiç kopmadı. Bu  merkezin gelişmesi  ve kuruluş amaçları doğrultusunda güney fizikçilerine faydalı olabilmek için tüm özverisi ile çalışarak katkıda bulundu. Colorado Üniversitesi’ nde zorunlu çalışması yoksa, dünyanın herhangi bir yerinde bir bilimsel toplantıda veya bir üniversitede konuşması yoksa, Trieste’ dedir. Trieste’ de olduğu günlerde, ICTP’deki odasının kapısı hiç kapanmazdı. Odada yanında bir Çinli, Çinli yoksa bir Hindli, Hindli değilse bir Moğol, bir İranlı, bir Kenyalı fizikçi olurdu. Biz Türkiye’ den gelenlerle daha çok yemeklerde konuşurdu. Hiç kimseye karşı önyargılı davranmaz, seçkincilik yapmazdı. Kimseyi geri çevirmezdi. Kendisinin yanında çalışmayanların veya başkalarının öğrencilerinin bile tezlerini okur, İngilizcelerini düzeltir, onlara yeni önerilerde bulunarak ufuklarını açardı. Onların, güneyli gençlerin, kendi ülkelerindeki sıkıntılarını (politik açmazlar, üniversite ve burs sorunları gibi) çözmek için çareler arar, sağa sola telefonlar eder, mektuplar yazardı. Odasının Dışında Triesteli Asım Hoca, ancak sabahın erken saatlerinde Miramare parkında koşarken, akşam üstü ise bir kağıda sardığı mayosu elinde deniz kıyısındaki kayalıklara doğru inerken görülürdü. Pazar günleri ICTP’nin arkasındaki bağlar arasından Prosecco köyüne yürüyüş onun tek dinlenme şekli idi. Bu yürüyüşlere Türkiye’ den gelen öğrencileri ve yanında çalışanlar da katılırdı. Bu yürüyüşlerde, fiziğin tüm alanındaki yeni gelişmeler tartışılır, Güney’de ve Türkiye’de temel bilimler eğitiminin ve araştırmalarının yükselmesi için gerekli modeller ortaya atılırdı. Bu geleneği Asım Hoca’nın Trieste’de olmadığı zamanlar Burhan Hoca (Prof. Burhan Cahit Ünal) sürdürürdü. Burhan Hoca yürüyüşünü evlerde üretilen ‘pino grico’ları yanındakilere tanıtmak için Carso’ya kadar uzatırdı. Tabi dönüşte de otobüs kaçamağı yapardı. Ben, bu Asım Hoca ve Burhan Hoca yürüyüş derslerinin şanslı bir öğrencisi oldum. Onlardan kalan bu geleneği Carso köyleri arasındaki “Vino Terra” patika yollarında öğrencilerimle sürdürmeye çalıştım.

            

 

              Kuruluş Yıllarında ICTP’ye Gelen Türk Bilim İnsanları

       

              1971 sonbaharında (İstanbul Üniversitesi’nde asistanı olduğum Prof. Dr. Fikret Kortel’in Prof. Dr. Abdus Salam’a yazdığı mektup ve Prof. Dr. Avadis Hacinlayan’ın referans mektubu ile) doktora tez çalışmamı yapmak için ilk kez Trieste’ye geldiğimde, ICTP, Miramare parkı yanındaki yeşillikler içersindeki yeni binasına taşınalı üç yıl olmuştu. O yıllarda parasal bakımdan sıkıntı içinde olan ICTP, kendi elemanları dışında ancak on civarında konuk araştırmacıya veya öğrenciye uzun süreli destek verebiliyordu. Trieste Üniversitesi Teorik Fizik Bölümü, kütüphane ve sekreterya yeni yeni ICTP’ ye yerleşiyordu. Koridorlar ıssızdı, hala boş odalar vardı. Kuruluş yıllarındaki (1964-1974) bu koşullara rağmen; Asım Hoca’nın bireysel gayretleri ile Türkiye’den birçok fizikçi ICTP’de çalışma olanağı bulabilmişti bile. Bu fizikçilerden ilki, Asım Hoca’nın eski doktora öğrencisi ve çalışma arkadaşı Prof. Dr. Burhan Cahit Ünal’dır. Daha sonrakiler ise, doktora sonrası araştırmalarda bulunmak üzere gelen Burhan Hoca’nın öğrencisi Dr. Zekeriya Aydın (Profesör, Ankara Üniversitesi) ve Profesör Feza Gürsey’in ODTÜ’den doktora öğrencisi Dr. Mehmet Koca (Profesör, Çukurova Üniversitesi). Türkiye dışında eğitimlerini yapan veya çalışan fizikçilerimizden bazıları da ICTP’ de düzenlenen kısa süreli bilimsel etkinliklere katılmaya başlamışlardı. Benim ICTP’de doktora öğrencisi (Türkiye’den gelen ICTP’ye gelen ilk  öğrenci) olarak bulunduğum yıllarda (1971-1973) gelenler, Asım Hoca’nın öğrencilerinden Dr. Askeri Baran ve Dr. İsmail Hakkı Duru (Trakya Üniversitesi profesörleri) idi.

 

 

                ICTP’nin Başarılı Çalışmaları

 

               Asım Hoca Göreceli Kuvantum Teorisi Elektrodinamiği ile maddenin temelini anlamada, nötrinolar hariç, elektronun yeterli olduğuna inanırdı. Ve ömrü boyunca bu inancını kanıtlayacak modeller önerdi veya benzer modelleri desteklemede ısrar etti. Çok iyi bildiği klasik teorilerin rasyonalist yapılarına ETH geleneğinden gelen Ortodoks bir bağlılığı vardı. Asım Hoca’nın yanına doktora tezimi hazırlamak için ICTP’ye geldiğimde, maddenin temel yapı taşının hem manyetik hem de elektrik yüke sahip bir parçacık olabileceği tartışmaları da önem kazanmıştı. Quark Modele alternatif olabilecek bu yaklaşım Asım Hoca’nın beklentilerini kuvvetlendiriyordu. Ve çok heyecanlı idi. Benden bu problemi küre üzerinde incelememi istemişti.

 

               1970’li ve 1980’li yıllarda Temel Parçacıklar Fiziği’nde ve erken evren modellerinde bu Ortodoks bağımlılığı kıran önemli gelişmeler oldu. Matematiğin tüm incelikleri radikal yaklaşımlarla fizikte kullanıldı. Bu yıllarda, Quark modeli destekleyen, doğada yüksek enerjilerde mevcut olan simetrinin kendiliğinden kırılmasının anlaşılmasının yanında; doğayı ifade etmek için, çok boyutlu teoriler geliştirildi (Birleşik Alan Teorileri), bu hedeflere uyumlu evren oluşum modelleri (Standart Evren Modeli) ileri sürüldü. Bu gelişmelere ICTP’lilerin de büyük katkıları oldu. Parçacık Fiziği dünyasının standart modelinin temellerinden birini atan Abdus Salam 1979 yılında Nobel Fizik Ödülü’nü aldı. ICTP’nin İtalyan fizikçileri ve “3. Dünya Ülkeleri” fizikçileri bu konularda önemli çalışmalar yaparak ICTP’nin dünyanın önemli bir teorik fizik merkezi olmasını sağladılar. Birçok “Güney ülkeleri” fizikçisi ICTP’nin onlara sağladığı olanaklar ile ülkelerinden kopmadan bu yarışta koşabildiler. 1980’lerin başında ICTP kuruluş amacını yakalamıştı. ICTP’lilerin bu başarıları karşısında gerek körfez ülkeleri, gerekse İtalyan Hükümeti ICTP’ye büyük parasal destekte bulundu. Bu yeni desteklerle, ICTP’de teorik fizik çalışmaları dışında uygulamalı fizik alanlarına dönük araştırma grupları da oluşturuldu. Güneyli öğrencilerin yetişmesi için düzenli lisans üstü programları açıldı. ICTP’nin araştırma gruplarının yanında, binlerce güneyli fizikçi ICTP’nin bilimsel etkinliklerine katıldı, onun kütüphane ve bilgisayar olanaklarından rahat bir şekilde faydalandı.

 

               ICTP olanaklarını en iyi değerlendiren ülkelerin başında yüzlerce fizikçisi ile Türkiye gelmektedir. Birçok Türkiyeli fizikçi ICTP’deki kısa süreli programlara katılarak fizikteki son gelişmeleri takip edebilmişler, ICTP’de uzun süreli çalışarak veya araştırma gruplarında yer alarak bilim dünyasında seslerini duyurmuşlardır. En önemlisi, bugün Türkiye’nin üniversitelerinde ve araştırma merkezlerinde çalışan, yüzden fazla fizikçimiz akademik dereceleri için gerekli çalışmaları ICTP’de veya ICTP’nin olanakları ile yapmışlardır. Bu, ICTP’nin kuruluş amacına ve gerçeklerine uygun stratejiler geliştirerek Türkiye’den daha çok fizikçinin ICTP’ye gelmesini sağlayan Asım Hoca’nın ve onun bu misyonunu sürdüren birkaç öğrencisinin kişisel gayretlerinin bir sonucudur.

 

 

 

               ICTP’de Yaprak Dökümü

 

               1990’ların başında Abdus Salam hastalandı. Gerçekte iki süper güçün bilimde öne geçme mücadelesi olan Soguk Savaş sona erdi. Bu mücadelenin dışında bağımsız bir şekilde durabilme başarısını göstermiş olan ICTP kuruluş amacından saptırılacak mı sorusu da gündeme geldi. Bu durum Asım Hoca ve Abdus Salam’ın dava arkadaşlarının ICTP’ye olan inançlarını da etkilemeye başladı. Hastalığı ilerleyen Abdus Salam ICTP’ye 1993’ün Mart’ında veda etti. Çok zayıf da olsa Asım Hoca’nın ICTP’nin yeni direktörü olacağına umutlanmıştık, ama olmadı. ICTP’de Soğuk Savaş sonrası “Yeni Dünya Düzeni” bilim programlarının rüzgarları esmeye başladı. Soğuk Savaş sonrası 3. Dünya Ülkelerinin Batı’ya bağımlı bilim derebeylerinin ve bunların yandaşlarının sesi daha fazla çıkmaya başladı. 1993 sonrası Asım Hoca ile bu konularda Trieste’de birkaç kez konuştuk. 1964’te başlayan ICTP misyonunun Soğuk Savaş’ın sona ermesi ile birlikte en azından Türkiye için sona erdiği üzerindeki görüşlerimi paylaşıyordu. Türkiye’nin, bölgesinde Temel Bilimlerde öncü olması zamanının geldiğine inanıyordu. Bu inancıyla Asım Hoca benimde kuruluşunda tuzumun olduğu Trakya Üniversitesi’nde bir uluslararası araştırma merkezi kurulmasına öncülük etti ve son iki yılının önemli bir kısmını Trieste’den ziyade Edirne’de geçirdi. Türk Fizik Derneği’nin, Yeni Dünya Düzeni bilim programları dayatmalarına karşı Balkanlar’daki ve Asya’daki fizikçilere köprü kurmak için düzenlediği bilimsel etkinliklerinde bizi yalnız bırakmadı.

 

                  Asım Hoca’nın Colorado’dan gelen ani ölüm haberini alınca inanamadık bir süre (Aralık 1994). Öylesine canlı ve hayat doluydu ki. Asım Hoca’nın ölümünden yaklaşık iki yıl sonra Abdus Salam da uzun yıllar direndiği hastalığına yenildi (Kasım 1996). ICTP’nin Soğuk avaş sürecinde Üçüncü Dünya’nın bilim toplumunun bağımsız bir şekilde gelişmesi için mücadele veren kuşağının öncülerinde yaprak dökümü başlamıştı.

 

                  Bu kuşağın geride kalanları; Hindistanlı, Pakistanlı, Çinli, Bangladeşli, Afrikalı Asım Barutlar, Abdus Salam’ın ölümünün birinci yıl dönümü için 21 Kasım 1997 tarihinde Trieste’de yapılan törende, belki de son kez bir araya geldiler. Onlar; Soğuk Savaş döneminde Üçüncü Dünya’nın fakirlikten kurtulması ve aydınlanmasındaki engelleri yıkmak için ICTP ile Güney ülkeleri arasında birer köprüydüler.

 

(*) Trieste 1995. Bu yazı ilk kez “Bilim ve Ütopya Dergisi” sayı 45’de (1998) ve daha sonra gene aynı dergide 2.kez  sayı 137 (2005) s. 17-18 de yayınlanmıştır.

 

(**) Prof. Dr. Asım Barut yaşamı ve çalışmaları hakkında daha geniş bilgi için bkz.:“Simetri”Hikmet Barutçugil, Güzel Sanatlar Matbaası, İstanbul (2006) ve www.ebristan.com

 

(***) Abdus Salam: 3. Dünyalı Son Fizikçinin Ardından, www.gedizakdeniz.com (1997).

 

Asım Barut’la birlikte fotolar için bkz.: www.gedizakdeniz.com